Anasayfa / 1.Manşet / Bir Kar Tanesinin Serüveni – Orhan Elmacı
kartanesi

Bir Kar Tanesinin Serüveni – Orhan Elmacı

kartanesi

Bildiğimiz gibi hastalıkların tedavisi için önce bunun nedenini bulmak gerekir. Toplumsal rahatsızlıkları da iyileştirmek için aynı işlemi yapmak gerekir.

İnsanların birbirlerini çekemediği, fitneliğin ,fesatlığın, nankörlüğün, dedikodunun, haksızlığın, adaletsizliğin yalancılığın gırla gittiği, desinler diye her türlü gösterişin yapıldığı, yandaşların/ /akrabaların/ dostların korunduğu,”…..mış gibi yapılıp/yaşandığı”, başkaların mutsuzluğu ile mutlu olmak sadece sağlıksız toplumlarda görülen rahatsızlıklardan. Sorunların ve rahatsızlıkların kaynağını bulmak için önce bunların temel nedenlerini bulmak ve araştırmak gerekir.

Kendimize sürekli sorular sormak belki bir çözüm olur!… Neden insanlara haksızlık yapılıyor? Neden bazıları bu haksızlık karşısında susmayı yeğliyor? Neden bazıları sadece kötülük için yaşıyor ve bunu yaşam biçimi haline getiriyor? Neden şurada burada hep iki yüzlülük /fitne- fesatlık/yalan-dolan var? Neden her gün kin-nefret daha da artıyor? Neden birileri hep birilerini yok sayıyor/ötekileştiriyor? Bir şeyler yapmanın zamanı gelmedi mi? Ya da ne zaman gelecek? En azından dik duruş sergilemek gerekmez mi?

Biliyoruz hiç kimse kimseyi mutlu edemez ve bunun için çok az gönüllü insan vardır çevremizde…

Senin için üzüldüğünde hatta sen ağladın diye kaç kişi gözyaşlarını siler senin gibi ağlamıyorsa…

Kadim Değerleri yaşamanın ve o değerleri yaşadığının davranışında göstermenin bir insan için çok önemli olduğunu düşünüyorum; gerçeğe saygı ve empatiyi çok önemsiyorum. Çünkü insanı insan yapan, olmazsa olması bu kadim değerler silsilesi. Bu tür değerler ifade eden davranışlar sürekli ve tutarlı olduğu zaman hem fikir olmasanız dahi o insana güvenirsiniz.

Ne anlayabilir ki hayatında kayıpları çok azsa….

Sen iyisi mi mutlu et ,kendini, şimdi tam zamanı..

Sevgi hak edenin olsun, bahaneler üretenin değil..

Yol gidenin olsun, kalanın değil…

Sevgi ise kimin yüreğine yakışıyorsa onun yüreğine olsun..

Ama, yine birşeyler yapmalıyız tüm bu toplumsal yozlaşmalar/paçozlaşmalar için!…

Kartopu gibi yaşamalı hayatta, el ele verip bir çığ oluşturmalı

Umudun kaybolduğu zamanlarda bile!….

Kar tanesi biliyordu tek başına erimeye mahkum, ama yine de biliyor ki erise de işe yarar yağmur bulutu olacağını, fırtınalarda savrulsa da bir yerde dinleneceğini…

 

Bu hikayedeki gibi çığ olup yuvarlanmalı elele yaşama …

 

“Bir Kar Tanesinin Serüveni Başlıyor” şimdi, okumaya hazırmısınız?..

 

Diğerlerinden farksızdı aslında. Küçük, beyaz… Yeryüzüne düşen binlerce kar tanesinden biriydi o da sonuçta.

 

Diğer kar taneleri gibi o da, bulutundan koptu, kendini akışa bıraktı, rüzgar nereye götürürse, “Tamam!” dedi. Aslında rüzgarı seviyordu. Her esişinde farklı bir yere götürüyordu onu. Her esinti, yeni bir serüvendi. Yaşlı kar tanelerinin dediğine göre, iki seçeneği vardı rüzgarla. Ya onu günlerce, saatlerce gezdirir, ki o zaman bir çok şey görürmüşsün gökyüzünden. Ya da hemen konacağın yere bırakıp, diğer kar taneleriyle ilgilenirmiş. O zaman da konduğun yerde bekler, rüzgar gelsin de tekrar uçayım diye beklermişsin, eriyene kadar.

 

Rüzgara hak verdi aslında. İşi yoğüundu. bir tek onunla uğraşmıyordu ki. Burada kar taneleri olarak sayıları neredeyse sonsuza varıyordu.

 

Saatlerce rüzgarla uçtu kar tanesi. diğer kar tanleri gibi, bir o yana bir bu yana savrulup durdu. Sonra tuhaf bir kar tanesi farketti. Biraz hayran, şaşkınlıkla baktı. bu kar tanesi de, aynı diğer kar taneleri gibiydi ama onlar gibi hareket etmiyordu. Döne döne, aşağı yukarı, başına buyruk gidiyordu, gökyüzünün tadını çıkarırcasına.

 

“Beni niye öyle götürmüyorsun?” diye sordu kar tanesi  rüzgara.

 

“O kendisi gidiyor” diye cevap verdi  rüzgar.

 

“Biz uçabiliyor muyuz?” diye sordu kar tanesi şaşkınlıkla. “Niye daha önce söylemedin?”

 

“Sormadın ki! Kendini bana bıraktın, benden bekledin seni götüreyim diye” dedi rüzgar.

 

Bu sefer kar tanesi, diğer kar tanelerine sordu:

 

“Siz niye hep rüzgarla gidiyorsunuz?”

 

“Çünkü bütün kar taneleri böyle gider” dediler.

 

Ama o gitmiyor diye düşündü kar tanesi. Onu gördüğünden beri, artık diğerleri gibi gitmek istemiyordu. niye o da sonsuz kar tanesiyle aynı olsundu ki?

 

Usulca kendini rüzgardan kopardı, uçmaya başladı. Artık özgürdü, istediği yere gidebilir, istediği yere uçabilirdi. Sonra, o kar tanesine baktı ama çoktan gitmişti.

 

“O kar tanesi nereye gitti?” diye sordu rüzgara.

 

“Bilmiyorum” dedi rüzgar.

 

Bulması gerekiyordu onu, ondan görümüştü böyle özgürce süzülebilmeyi, aşık olmuştu ona. Uçtu, uçtu, uçtu.

 

Bulamadı onu, artık yorulmuştu hem. En sonunda bir yere kondu, bitiyordu hayatı. Yanına baktı, aradığı kar tanesi ordaydı!

 

“Seni arıyordum ama çok geç artık” dedi kar tanesi üzülerek, yere konmuşlardı bir kere.

 

Birden rüzgar kuvvetlice esti ve ikisi birlikte gökyüzünün en tepesine savruldular.

 

“Bazen de akışına bırakmak gerekiyor” dedi diğer kar tanesi.

 

Artık ikisi birleşip kocaman bir kar tanesi olmuşlardı.

Bir çok insan mutluluğu, burnunun üstünde unuttuğu gözlük gibi, etrafta aramakta!…

Sağlıcakla kalın!…

Günleriniz hep aydınlık olsun!..

Yüreklerindeki sevgi daim olsun!..

Yüreği “Berkehan” Kadar temiz olan tüm insanların!…

Orhan Elmacı

Yanıt verin

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>