Anasayfa / 1.Manşet / Alevilerin İslamla Vedalaşması mı Gerek? – Murtaza Demir
alevilerin-islamla-vedalasmasi-mi-gerek-2807121200_m

Alevilerin İslamla Vedalaşması mı Gerek? – Murtaza Demir

“Gayrı düzen tutmaz telimiz bizim…”[1]

Sahi Pir Sultan Abdal, Şah Kalender, Şah Veli, Şahkulu, Baba Zünnun, Şeyh Bedreddin gibi batini erenler, Osmanlı düzenine neden isyan edip, evi ocağı terk ederek “kaçangu”[2] durumuna düştüler? Asıldılar, kesildiler!

Neden?

Nesini söyleyim canım efendim

Gayrı düzen tutmaz telimiz bizim

Arzuhal eylesem deftere sığmaz

Omuzdan kesilmiş kolumuz bizim

Genel anlamda halk-reaya, özel olarak da Kızılbaş Taifesi yönetimden dışlanmıştı. Hakları verilmiyor; inançları tanınmıyordu; bünye ve geleneklerine uymayan bir yaşam biçimi, bir din, mezhep dayatılıyordu? “İlle de bizim gibi giyinecek, ibadet edecek, yaşayacak, biat edecek, camiye gidecek, tesettüre gireceksiniz” deniliyordu.

Kızılbaş Türkmenler camiyi de, tesettürü de, kadının bir meta gibi alınıp-satılmasına da karşı çıktılar. İnsan bünyesine ve özgürlüğüne yakışmayan bu taassup rejimini reddettiler…

Hayır!” dediler! Çift bozup, dağa çıktılar!

Cumhuriyetle birlikte yeni bir sayfa açıldı… Hilafet kaldırıldı, çevresindeki hurafe yuvaları temizlendi. Görece laik, özgür ve medeni bir dönem başlamıştı. “Rafızî”[3] olmaktan çıkmış, yurttaş olmuştuk. Oy veriyor, okullara gidiyor, kentte tutunabiliyor, memur olabiliyorduk.

Yezit soyu, bu kadarını bile hazmedemedi… Bize bu olanağı sağlayan Atatürk’e ve cumhuriyete diş bilemeye başladı!

Cumhuriyetten ve onu destekleyenlerden “Rövanş alacağız!” dediler…

Siyasilerin aymazlığından yararlanan, Cumhuriyete diş bileyen ve adım adım örgütlenenler, “Cumhuriyet burada kuruldu, burada yıkılacak” sloganlarıyla sokağa çıkıp katliam yaptılar: diri diri insan yaktılar. “Atatürk’ün mirasını koruyoruz” diyerek sırtüstü yatan konfor düşkünü askeri erk, cumhuriyeti koruyanlara değil, “Cumhuriyeti yıkmak istiyoruz” diyenlere sahip çıktı.

Ve bu ihanet, AKP’yi doğurdu!

***

Tarih yeniden tekerrür etti, inanç özgürlüğü, bireysel alan, temel insan haklarıgibi medeni dünyanın ürettiği kavramlar, hiçbir biçimde dikkate alınmaksızın, ibadethanemiz olan cemevimiz, AKP iktidarının güdümündeki yargı tarafından yok sayıldı…

Yargıtay 7. Dairesinin, Sünni Diyanetin fetvasına dayanarak verdiği “cemevi yoktur, cami vardır” kararı, ülkemizin sürüklendiği konum bakımından içimizi acıtıyor ve bizi farklı arayışlara sevk ediyor.

Dün, binlerce, hatta yüzbinlerce yıllık toplumsal yaşamın süzgecinden damıtılan, dünya insanlık mirasından nasiplenen, Anadolu coğrafyasında senteze ulaşan ve son asırlarda Alevilik-Bektaşilik adıyla günümüze intikal eden, anılan bu insanlık mirasına, inanç ve kültüre düşmanlık güderek, tarihe gömmek isteyen köksüzlere “eyvallah” demeyeceğimiz tabiidir…

Bu kararları, dün olduğu gibi bugün de tanımayacağız!

Bir devşirme uşağı olan Padişah Yavuz’un dönemindeki şu hüküm, günümüz devşirmelerinin tutumundaki benzerliği onaylıyor ve tepkimizi haklı kılıyor:

“Hüseyinabad[4] kazasında camiler olduğu halde cuma namazı kılınmadığı bildirildiğinden, cuma namazına gitmeyenlerin kimler oldukları hususunda ayrıntılı bilgi verilip, gelecek emre göre hareket edilmesi; din-i İslam’a karşı olanlardan biri olduğu bildirilen Bozdoğan köyü sipahilerinden Hüseyin’in mal varlığının alınması için beylerbeyine emir gönderildi.”[5]

Adalet, eşitlik, insanlık kalmamıştı. Güçlü, güçsüzü eziyor, fukara Anadolu köylüsü, devşirme idarecilerin elinde inim inim inliyordu. Anadolu insanı bu zulme daha fazla dayanamadı. İsyandan başka çare kalmamıştı: bulduğu, inandığı önderin ardına düştü, yürüdü!

Eğer İslam’da tek meşru mabet camiyse, tek meşru cemaat de Sünnilik oluyor…

Öyle mi?

O halde ibadethanemizi yasallaştırmak için İslam’la vedalaşmayı ve milyonlarla birlikte sokağa çıkmayı gündemimize almak mı gerekiyor?  

Kızılırmak gibi bendinden boşan

Hama’dan Mardin’den Sivas’a döşen

Düldül eğelendi Zülfikar kuşan

Ali’m ne yatarsın günlerin geldi[6]

Ey ahali; aklınızı başınıza alın!

Haklarınızı tanıyoruz” dediğinizde her şey için çok geç olabilir…

Murtaza Demir

Odatv.com

[1] Aşık Serdari

[2] Osmanlı baskıcı düzenine dayanamayıp dağlarda yaşamayı yeğleyen Türkmen ahali

[3] Zındık, dinsiz

[4] Çorum- Alaca İlçesi

[5] Refik, Ahmet Onaltıncı Asırda Rafizilik ve Bektaşilik, s. 28

[6] Pir Sultan Abdal

3 yorumlar

  1. Evet, islamın, Arabik bir sınıflı topluma geçiş ihtiyacı kadar,kapsadığı ‘insanlık’peşine taktığı insanlarla önüne açtığı bütün coğırayfaları ‘yayılma dönemine’ eş bir ‘seçicilikle’ topladığı taraftar kadar, karşıt itirazı,gerçek bir dünyevi buyruk’ olarak algılayanla, sömürü aracılığına alet kılacak bir ‘tek tanrı’ keşfinin,çoktan yola koyulmuş örnekleriyle, ve ‘önceden’ gönderilmiş ‘kitaplarıyla’ kendi benzeşikliğinden öte bir ahlak getirememe sınırı ile, hala ‘dinler arası driyalog’la aradığı ‘asıl’ kardeşliği sürdürme adına, insanlığa kaybetkttirdiği dünya hayatanının itilmiş kardeşliğini ‘kirletmeye’ devam ettiği sürece yaşamaya umduğu alçak dünyaların amentüsü olarak, sunmaya çalmışıyor insanlığa!’Alevilik’ Asya steplerinden taşınan ‘sınıf eşitsizliğinin’ ‘göçebe Türklüğü’ ‘iknaya yetmeylen’ ahlaksızlık boyutuna hep karşı durmuş ‘hasletlerinin’ yok sayılmasına,arap empernyalinin aşağılıkt kabülleri ile sarmalanmış bir mkezhebi yozluğun kabül dayatmaları ile,.hala o ‘direnen maya’ya karşı amansız düşmanlığı ile süren bir ‘Sınıf’ hesaplaşmasıdır..

  2. Selçuklu’dan Osmanlı’ya, hep ayakta kalmış Türkmen başkaldırısının miras gücü,Anadolu’lu insanlık beşiğimizin en insancılm ninnisi olarak ‘çağrı gücünü’ dimdik ayakta tuttukça,hiç bir Sivas kanlı ayini,Maraş tophlu kıyımı, vb. kan içicilikle kendini besleyen Emevi sultasının, insanlık düşmanı tehdidi, sömürgen dünyanın ‘tercih edilmiş’ sözde din sakilliğiyle, imanlar üzerindeki bütün emperyalist saltanatların en uygun taht kurma kabül zeminine köpekçe bir işleyiş adına, bu toplumun hars’ında, sorgusuzca teslim alınacak bir vicdan alanı hiç bir zaman bulamıyacaktır.Cami görünümlü alet edoilen şeytan saltanatının,’Cem evi’ gibi bir dünyasal hesap ‘masasındanh’ nheden ölümüne korktuğunu,başka hiç bir ‘seçenek’ adoına tartıltırmayalım bu yobaz vicdansızlığın karanlık niyletlerinin sürdürülmesi adına!

  3. İslam kimsenin tekelinde değildir ve kimse İslam’da tek mabedin cami olduğunu söyleyemez. Kuran’da yeryüzünün her yerinin ibadethane olduğu söylüyor Tanrı. Bunu da mı inkar ediyorlar ve herkesi kendileri gibi düşünmeye zorluyorlar. Bizler İslam’ı böyle algılıyor ve böyle yaşıyoruz, kimseyi ilgilendirmez.

Yanıt verin

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>